 

!!Şıhbaraklyız!! | | |
∂üиуαℓıк ιçιи иє кα∂αя üzüℓüяѕєи σ иιѕρєттє αнι яєт ѕєνgιѕι кαℓвιи∂єи çıкαя İşsizlik Üzerine Bi Kaç Mizah i Yorumum | “küçük ilan” okudunuzmu hiç. Çünkü o “küçük” ilanlar “büyük” Türkiye’yi anlatır bize. Hadi gelin birkaçını aktarayım… “Florya’da oto yıkamaya deneyimli yıkamacı aranıyor.” Durum budur… Oto yıkamacıda işe girmek için bile “kıdem” gerekiyor artık. “Göztepe’deki mobilya atölyemize aklı başında ustalar aranıyor.” Deli usta da var demek ki… “Bulgaristan doğumlu, Rusça bilen, genç, bekâr, iyi giyinen, muhasebeci bayan aranıyor.” Yanağında beni de olsun mu? “Fiziği düzgün bayan aranıyor.” 90-60 kaç? “Emlak ofisinde telefona bakacak bekâr bayan aranıyor.” Evliler telefona bakamıyor çünkü… “Hastaneye lise mezunu temizlik görevlisi aranıyor.” Ortaokul yetmez… Malum, liselerde “hademelik dersi” okutuluyor… “Ofisboy yetiştirilmek üzere üniversite mezunu, yabancı dil bilen eleman aranıyor.” Üniversite bitirecek, yabancı dil konuşacak, “yetiştikten sonra” getir götür yapacak. bu şartlara uyan birisi açıp sormuş, “Kaç para?” Maaş 500 milyon lira… “Marketlerde tattırma yapabilecek bayan aranıyor.” Tövbe tövbe… Dondurma satsa, “yalattıracak bayan aranıyor” yazacak adam… “Kasaya bakacak, ince yapılı eleman aranıyor.” Mesai bitince, kasiyeri de kasaya koyacak herhalde… Durum budur. İşsizliğin gözü kör olsun… |
Evlenme hazırlığı içindeki çift trafik kazasında ölüp Cennet'e giderler... Damat adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak Cennet'te evlenip evlenemeyeceklerini sorar... "Bir bakayım" der görevli melek... Aradan üç ay geçtikten sonra Melek gelir ve mağdur çifte sevinçli haberi verir: "Herşey ayarlandı,sizi evlendirebiliriz!" Damat adayı, "Şey" der, "Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda gitmezse boşanabilir miyiz?" Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap verir: "Siz manyak mısınız? Cennet'te nikahınızı kıydırabilmek için tam 3 ay dolaştıktan sonra bir imam bulabildim... Avukat bulmak ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?"
Düşünme Biçimi | | matematik öğretmeni ilkolkul çocuklarına sormuş: - ağaçta beş kuş var.birini vurdum kaç kaldı? ahmet hemen: -hiç kalmaz. çünkü sesten hepsi uçar demiş.
öğretmeni bunun üzerine: - olmaz öyle şey, diye cevap vermiş. burası matematik dersi 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır ama düşünüş biçimini beğendim.
ahmet fena halde hırslanmış: - bende birşey sorabilirmiyim öğretmenim demiş.
öğretmende sor bakalım demiş.
ahmet: -3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyor.bunlardan hangisi evli?
öğretmen kızarıp bozarmış.sonunda: - bilemem demiş.-emen mi?
ahmet cevabı yapıştırmış:
-yoo, parmağında alyansı olan. ama düşünüş biçiminizi beğenmedim... |
……****düşünceli oğuL ****…. Yaşlı bir amca,Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.
Sevgili David, Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin. Sevgiler Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı. Babacığım, Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm. Sevgiler David
Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis çıka geldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı. Babacığım, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım. Sevgiler David
| | Yaşlı bir çiftçi trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle, mahkemede savunma yapmaytaydı. Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu: -Kaza yerine gelen polis ekibine "İyiyim" demediniz mi? Çiftçi ifadesine başladı: -Traktörümün arkasında besili ineğim sarıkız ile birlikte giderken, bu nakliye şirketinin kamyonu...... Avukat sözünü kesti; -Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruya cevap verin. Kaza yerine gelen polis ekibine "İyiyim" Dediniz mi? Demediniz mi? -Şimdi efendim, biz sarıkız ile birlikte giderken........ Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek: -Efendim, Bu adam kaza yerine gelen polis ekibine, kendisine durumunu sorduğu zaman "Çok iyiyim" demişti. Şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek, müvekkilimi dava ediyor. Lütfen kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusunda ki soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz? Hakim: -Bir dakika. Önce şu sarıkız hikayesini duymak istiyorum. Çiftçi hakime teşekkür edip, ifadesini sürdürür: -Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, sarıkız başka bir hendeğe savrulduk. Sersemlemiş bir halde yatarken, diğer taraftan sarıkızın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum. Belli ki çok acı çekiyordu. O sırada hemen ordan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte yatan sarıkıza baktı. 1, 2 dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan sarıkızı iki kaşının ortasından vurdu. Ardından elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana; "Sen nasılsın Amca" diye sordu. Siz olsanız ne cevap verirdiniz? |
| | adamin biri sinemaya gider. tam sinemada film baslarken önüne saçini kazitmis biri oturur ve sinemanin isiklari bu saçini kazitmis adamin kafasina vurur... arkasindaki adam bir turlu filmi izleyemez. adam içinden "sunun ensesine bi tane yapistirayim" der sonra "oglum adam iri yari... ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanina temel oturur.. adam temel'e donup "su kafasini kazitmis adamin ensesine bi tane vur sana 5 milyon verecem" der. temel de dayanamaz adamin ensesine bi tane yapistirir ve devam eder "ulan hasan sen burada miydin" der. adam donup ; "ne hasani kardesim" der temel de "pardon kardesim karistirdim" der ve adam onune donunce 5 milyonunu alir. adam dayanamaz ve temel'e donup "kardes bi tane daha yapistir sana 10 milyon verecem" der. temel bi tane daha adamin ensesine vurur ve ilave eder "hasan sensin be yeme beni" adam donup "hasan degilim kardesim be " diyip on koltuklardan birine oturur. temel'in yanindaki adam artik filmi birakip bu kafasini kazitan adami aramaya baslar ve bulur hemen temel'e donup "bak kardesim iste oraya oturmus. git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayi verecem" der. temel hemen kafasini kazitmis adamin arkasina geçip ensesine bi tane yapistirip "ulan hasan burda miydin, ben de yarim saattir arkadaki adami sen sanip ensesine vuruyorum" |
KARAR VERMEK Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu sorar 'Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?' Kral 'Elbette' der. 'Kaç bacağın var senin?' Adam soruya şaşırarak 'İki efendim' der. Kral 'Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?' 'Elbette' diye cevap verir adam. Kral 'O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver'. Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir. 'Tamam' der kral 'Şimdi de öteki bacağını kaldır.' Adam şaşırır 'Bu imkansız kralım' der. 'Gördün mü?' der kral ' Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil.' Tiziano Terzani'nin Atlıkarıncada Bir Tur Daha adlı kitabında okuduğum bu küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük kavramı üzerinde bir kez daha düşünmeme yol açtı. Hayat gerçekten böyleydi. İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu. İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldiysan, herşey zincirleme yanlış gidiyordu. Mesela mesleğini seçerken... Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya mahkum oluyordun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun. Ama biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve yeniden başlama cesaretin yoktu. Bazı insanlar vardı hayatta... Onlar ise herşeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurlardı. Ama sen onlardan biri olamıyordun. Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda atıveremiyordun. Oysa göz ardı ettiğin birşey vardı. Hayat çok kısaydı ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı. Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu. Yanlış bir karar aynı evde yaşayan iki düşman yaratabilirdi. Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve hayatını cehenneme çevirebilirdi. İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün ama devamında senin kararına bağlı olmayan pek çok şey gerçekleşiyordu. Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu,yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte senide yakıyordu. Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka birşey vardı. Kendini bilmek... Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundaydın. Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun. Ve kararlar birer kibritti... Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun...
| bekirdede@hotmail.com
|  DEĞERLİ DOSTLAR İSTEK VE GÖRÜŞLERİNİZİ MESAJ BÖLÜMÜNE YAZABİLİRSİNİZ AYRICA RESİM VE REKLAMLARINIZI E POSTA İLE YOLLAYIN SİTEMİZDE YAYINLAYALIM SAYGILARIMLA bekirdede@hotmail.com ๒єкเг๔є๔є ๔єภ รคYfคlคг Ziyaraeçi Defteri özєl ๓єรคןıภı Yคz ∂є∂єηιzι özℓєтмєуιη уιηє gєℓιη ┼♥┼♥┼♥┼♥┼♥┼ вєкιя∂є∂є уι єкℓємєк ιçιη Dıklayin ┼♥┼♥ ┼♥┼♥ ┼ Tครคгı๓ ๒єкเг๔є๔є |